esnek balık, yamuk hamur

     ceviz büyüklüğünde kar taneleri yere düşerken bir saniye sonra eriyecek olmasını göze alıp parmak uçları kesik eldivenin üstüne iniş yaptırarak alıp incelemene bile gerek kalmadan kristallerin şekilerini çıplak gözle görebilmene imkan veriyordu aralığın dondurucu havası.

    deli gibi karanfil çiğneme isteği uyandırıyordu tramvayın rüzgarı bende.

    yanları bezden siyah yazlık postallarımla tezattı,  üstüne bastıkça altındaki erimiş kar suyunu iki metre 12 santim uzağa fışkırtan lalettayn yerleştirilmiş altıgen kaldırım taşlarının baştansavma turuncu rengi. 

    bayat kremalı pastalardan yapılmış ayçörekleri, yeni mevkilerinde de bayatladıkları için kütlelerini birarada tutmak maksadıyla yer yer çatlaklarına uhu sürülmüş vaziyetteymişler gibi bakıyorlardı eğer gözleri olsaydı, yeni yeni yanmaya başlamış sarı sokak lambaları vuran köhne pastanenin kirli vitrininden.

    yıl ortalarında ırmak gibi akan cadde de nerdeyse havaya ayak uydurup "ırmak gibi" benzetmesinin hakkını verircesine insanlardan mütevellit bir nehir misali, donmaya yüz tutmuş denebilecek kadar yavaş bir salınımla akıyordu, cafcaflı dükkanlardan mürekkep yatağında. 

    sonra işte bir meteor düştü koca alışveriş merkezine...

    kafamı son anda eğmiştim neyse ki...sıyırdı geçti!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !